Napoliten Sürpriz

0
23

Roma’nın merkezinden gelen İtalyan arkadaşlarım “Napoli” ismini duyduklarında şöyle bir hafiften irkilirlerdi ve ben yıllar boyu bu şehirde Romalıları bu kadar tedirgin edecek ne var diye düşünürdüm. Napoli bunu anlamanız için kesinlikle sokaklarında dolaşmanız gereken bir şehir. Roma’ya 220 kilometre uzaklıktaki Napoli’ye direkt veya başkent aktarmalı olarak yerli ve yabancı firmaların uçuşlarıyla ulaşabilirsiniz. Napoli Uluslararası Havalimanı şehrin merkezinden 5 kilometre uzaklıkta ve otelinizin veya kendinizin ufak bir pazarlıkla ayarlayacağı bir taksi ile ulaşımınızı sağlamak en iyi alternatif. Şehir içi otobüsler de bir seçenek ancak ağır bir bavulunuz varsa, hele hele hava kararmışsa bu yola pek başvurmamanızı tavsiye ediyorum. İtalya’daki birçok otel, apartman dairesi ve hostel tarihi binaların içinde yer alıyor ve yüksek tavanlı girişler, eski tip asansörler ile yine uzun boylu kapılar en fazla göze çarpan mimari özellikler. Napoli’de konaklayacağınız yer de şansınız yaver giderse mimarisine hayran kalacağınız bir binada olacak. Bizim tavsiye edeceğimiz konaklama alternatifi ise Pizzasleep B&B. Adından da anlaşılacağı gibi iç dekorasyonu özel olarak tasarlanmış, hatta lokantalarda pizza yapımında kullanılan araç gereçlerden oluşan ve birkaç apartman dairesini kapsayan bu pansiyon, kahvaltı hizmeti de veriyor, bizim favorimiz olma sebebi ise Vezüv Yanardağı, Napoli sahili ve tarihi kısmın harika manzaralarını balkonundan seyretme imkânı. Fiyatı oldukça hesaplı ve ev sahipleri “bir Napoli sakini için” (aşağıda anlatacağım) son derece kibar ve yardımsever.80’lere Zaman Yolculuğu Napoli sokaklarında dolaşmaya başladığınızda ilk önce hafif bir şaşkınlık yaşıyorsunuz, hatta eğer Roma, Floransa, Milano gibi şehirleri daha önce ziyaret ettiyseniz geldiğiniz yerin İtalya olup olmadığı konusunda şüpheye düşebilirsiniz. İtalya’nın panjurlu dar sokakları meşhur, fakat hemen her sokağın arasına gerilmiş iplere asılmış çamaşırlarla karşılaşmak pek olası değil. Sant’Elmo Kalesi’nin etrafında konuşlanmış ve şehre tepeden bakan Vomero muhiti dışında birçok sokak birbiriyle pencerelerden bağırarak konuşan Napolili kadınların astıkları çamaşırların gölgesinde ziyaretçileri karşılıyor. Bunun en tipik örneğini Quartieri Spagnoli, yani İspanyol Mahallesi’nde görebilirsiniz. Peki evlerin içi? Napoli orta ve alt sınıfının dekorasyon stilini anlatmak için kullanabileceğimiz en uygun kelime, maalesef, “rüküş”. Kapılardan içeri baktığınızda görebileceğiniz muhtemel görüntüyü şöyle özetleyeyim:Eski tip, hatta tüplü bir televizyon, bu televizyonun etrafını saran altın renkte döşemelerin kenarlarını süslediği bir televizyon dolabı, büyük bir ayna ve etrafında yine abartılı işlemeler, 30 sene önceden kalma bir eşya dolabı, kitsch anlayışını dibine kadar yaşatacak ünlü heykel ve tabloların ikinci sınıf kopyaları, hatta 80’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de de çok kullanılan dolaplı kanepeler. Dolayısıyla kendinizi bir anda 30 yıl öncesinin abartılı mobilyaları ortasında bulabiliyorsunuz, üstelik bu tek tük karşılaştığınız bir şey değil, şehir merkezinin geneline yayılmış durumda. İşin ilginci bu hava, evlerin içinden insanlara ve kıyafetlerine de yansımış durumda. Napoli halkında İtalyanların genelinde göreceğimiz o şık ve klas giyim alışkanlığını görmek mümkün değil. Yaldızlı kot pantolonlar, alt-üst eşofman takımları, kürkler, abartılı küpe, kolye ve bilezikler. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Napoli halkı hafiften kaba ve arkadaş canlısı olmaktan uzak. Örneğin lokantalarda sizinle ilgilenen garson veya mekân sahibinin çok güler yüzlü olmasını beklemeyin, hatta hoşlanmadığınız sorular sorarsanız ters cevaplar alma olasılığınız yüksek. Peki bu kadar acayipliklerle dolu bir şehre neden gidesiniz? Bahsettiğim zaman yolculuğuna çıkaran atmosferi tecrübe etmek bile bir sebep olabilir, fakat elbette Napoli bundan çok fazlasına sahip, bunların en önemlilerinden damak tadı ile başlayalım.Pizza Rekabeti İtalya’da pizza deyince akla gelen 2 ekol var ve bu ekoller tamamen pizza hamurunun kalınlığı ile ilgili. Roma pizzasının ince hamuru, Napoli’nin kalın hamuruna karşı. Tabii her iki şehir de pizza servisinde sadece İtalya değil dünya çapında ün yapmış lokantalara sahip. Bunların en popüler olanlarından birisi Da Michele. Ancak buraya gitmek için hafta içinde öğle ve akşam yemeği arasında bir vakti seçmenizi tavsiye ediyoruz, çünkü biz kapısına akşam yemeği zamanı gittiğimizde 50 kişilik bir bekleme listesi olduğunu görmüş ve hemen oradan uzaklaşmıştık, zira kapıdakiler beklemek konusunda oldukça ciddiydi. Buna alternatif olarak size Montesanto Bölgesi’ndeki Pizzeria Da Attilio’yu öneriyoruz. Napoli’ye bir cuma gecesi saat 22.00 sularında varmıştık ve şehir merkezine ulaşıp pansiyondan dışarıya çıktığımızda saat 11’e geliyordu. 6-7 saattir hiçbir şey yemediğimizi göz önüne alarak kahvaltıyı beklemek istemedik ve kendimizi sokaklara attık. Attilio Bachetti’nin bir ara sokaktaki restoranı kapanmak üzereydi, ancak bizi kabul ettiler. Tabii biz o sırada Bachetti’nin sadece Napoli değil dünyada tanınan, hatta ders vermek için Birleşik Amerika’daki pizza restoranlarına konuk şef olarak giden birisi olduğunu bilmiyorduk. Pizzanın 8 adet kıvrımı ve bu kıvrımların içindeki peynirlere mi yoksa üzerindeki ağızda dağılan portobello mantarlarına mı hayran kalalım bilemedik açıkçası. Zira ilerleyen günlerde tattığımız pizzalar Attilio’nun elinden çıkanlara yaklaşamadılar. Bu arada Napoli’de kızarmış pizza da servis ediliyor. Yağda kızartılan bu kapalı pizzayı bizim pişinin daha büyük, daha ince ve arasında domates ile peynir bulunan hali gibi düşünebilirsiniz. Da Michele’nin hemen 50 metre aşağısında bulunan, asabi personellerin çalıştığı 1947 Pizza Fritta, kızarmış pizza denemek için oldukça ideal. Fiyatlar 4-5 avro arasında değişiyor.Napoli sadece pizza değil, deniz ürünleri açısından da zengin. Bu alanda sizi yönlendireceğimiz tek adres Pescheria Azzurra. Bu mekân da hem şehir halkı hem de turistler arasında popüler, ancak pizza lokantaları gibi önünde kuyruklar oluşmuyor. Yolun karşısına konuşlanmış masalarda eğer boş yer yoksa en fazla 4-5 dakika bekliyorsunuz. Fiyatlar uygun, lezzet üst düzeyde, çalışanlar yine oldukça patavatsız, fakat eğlenceli.Vezüv ve Pompeii Napoli ziyaretini zenginleştirebileceğiniz birkaç ek aktivite var. Bunlardan bir tanesi Vezüv Yanardağı ile kombine edebileceğiniz Pompeii veya Ercolano ziyareti. Vezüv Yanardağı M.S. 79 yılında faaliyete geçtiğinde lavlar Pompeii ile Ercolano’yu sarmış ve her iki yerleşim yerini küller altında bırakarak yok etmişti. Bugün bu iki kentin kalıntıları turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor. Pompeii elbette daha popüler ve doğal olarak da daha kalabalık olanı. Ancak buradaki birçok kalıntının müzelere transfer edildiğini hatırlatalım. Ercolano ise 1-2 saat içerisinde gezebileceğiniz, kalıntıların halen yerinde durduğu bir kompleks ve kalabalıklardan kaçınmak isteyenler için daha cazip. Ayrıca Vezüv ziyareti ile birleştirmek çok daha kolay. Napoli’nin merkezinden hem Pompeii hem de Ercolano’ya doğrudan tren ulaşımı mevcut. Ercolano’nun Scavi istasyonundan çıktıktan sonra tur otobüsleri ile Vezüv’ün tepesine ulaşmak mümkün. Geri dönüşte istasyondan 10 dakikalık bir yürüyüş ile kalıntılara ulaşabiliyorsunuz. Tabii her ikisi için de rahat yürüyüş ayakkabıları şart. Örneğin Vezüv için, park yerinden zirveye 15-20 dakikalık bir yokuş sizi bekliyor. Eğer Napoli merkezinde vakit geçirmek istiyorsanız Castel dell’Ovo ve Castel Sant’Elmo ile kale gezileri yapabilir ya da İtalya’nın yetiştirdiği en büyük ressamlardan Caravaggio’nun tablolarının yer aldığı Pio Monte della Misericordia veya Capodimonte Ulusal Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.***İtalya’nın Çinçin Mahallesi: ScampiaNapoli’ye vardığımız akşam bizi pansiyona götüren Roberto, “Şanslısınız çünkü çok sevilen bir dizinin yeni bölümü bu akşam, bu yüzden sokaklar bomboş” demişti. Bahsettiği dizi İtalya’dan tüm dünyaya yayılan başyapıt seviyesindeki Gomorra: La Serie’den başkası değildi. Roberto Saviano’nun kendisini üne kavuşturan ve kökü 17. yüzyıla dayanan mafya örgütü Camorra Klanı’nı anlattığı Gomorrah romanından uyarlanan dizi, Scampia adındaki muhiti aynı zamanda dünyaya tanıttı. 2008 yapımı Gomorra adında bir de film uyarlaması bulunan kitap, onu aynı zamanda dizinin danışmanlığı ve senaryo yazarlığına getirtti. Scampia, 1960’larda şehrin yeni sosyalleşme alanı olarak planlanan Vele di Scampia isimli 7 adet apartman kompleksinin 1980’deki depremden sonra evsiz kalan 250 bin kişiden bir kısmının işgaliyle bir suç yuvasına dönüştü. Camorra bu deprem sonrası gayrimenkul piyasasına girdi ve politik yolsuzluklar ile rüşvetler sonucunda 6,5 milyar dolar civarında gelir elde etti. Binaların bir labirenti andıran koridorları ve avlularında yürümenin büyük cesaret istediği bu mekâna bir Napoli, hatta Secondiglianolu ile gitmek en güvenlisi olacaktır, ama sonunda elde edeceğiniz şey müthiş bir hayat tecrübesi. Tabii gitmeden diziye, filme ya da romana bir göz atmanızı tavsiye ederim.