Uzmanlar BirGün’e yorumladı: Suriye devletini muhatap almadan

0
36

CAN UĞUR [email protected] @canugur1987Afrin’in kent merkezinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve cihatçı ÖSO gruplarınca PYD’den alınmasının ardından ne olacağı merak konusu. AKP’li yetkili isimlerin kısa zaman önce mayıs ayını bulabileceğini söylediği operasyonun hızlandırılması kafalarda soru işareti yaratırken ilerleyen zamanlarda ne olacağı yine yanıtlanmayı bekleyen sorulardan. Uluslararası ilişkiler konusunda çalışmalarıyla bilinen Doç. Dr. Barış Doster, Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Ünal ve Kadir Has Üniversitesi’nden Ahmet Kasım Han ile bölgedeki gelişmeleri ve yansımalarını konuştuk. Görüşlerde öne çıkan nokta şu: “Türkiye’nin Suriye Devleti’ni muhatap kabul etmeden mevcut bakışla başarılı bir hamle yapması mümkün değil.” Doç. Dr. Barış Doster sürecin neden hızlandığı sorusunu ‘Bunun iki nedeni var. Bir tanesi iç dinamikleri diğeri ise dış dinamikler’ diye yanıtladı. Doster sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: Türkiye’nin bölgesel ve küresel dengeleri gözetme sorumluluğu var. Bu denklemde de iki taraf söz konusu. Bunlardan bir tanesi Rusya ve İran hattı diğeri ise ABD’nin başını çektiği Körfez ülkelerinin desteklediği İsrail’in yanında durduğu kısacası Batı emperyalizmi diye tanımlayacağımız hat. Türkiye bu iki hattı; bölgesel gerçekleri, diplomatik ilişkileri ve diğer unsurları dikkate almadan adımlar atıyor. Bu ikilemleri yönetmek kolay değildir. Suriye siyasetinde o kadar büyük hatalar yapıldı ki sahada Mehmetçiğin çabası ne kadar fazla olursa olsun bunun başarılı biçimde yansıması engelleniyor. Başarı masada görünmüyor. Bir de Afrin meselesinde İran ve Rusya’nın rızası alınmıştı ama mesele Münbiç olunca ABD ipe un sermeye başladı. Ağırdan almaya başladı. Bu işin dış politika boyutu. Bir de iç politika boyutu var. Hükümet bu operasyonu iç siyasette oya tahvil etmek istiyor bu çok açık. Kendi tabanındaki milliyetçi muhafazakar kesimleri bu operasyonu kullanarak konsolide etmeye çalışıyor. Özellikle MHP ile ittifak sonrası bu durum derinleşti. İşin iç boyutu da böyle. Afrin merkezine girilmesinde bir pazarlık durumunun olup olmadığı da tartışılan konulardan. Doster bu meseleyi şu ifadelerle açıkladı: Şüphesiz işin uluslararası bir pazarlık boyutu vardır. Askeri çabalar diplomatik hamlelerle birlikte yürütülüyor. Örneğin görevden alınan Tillerson Türkiye’ye geldiğinde hangi pazarlıklarla masaya oturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tercüman ve diğer kimseler olmadan sadece Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun refakatinde görüştü. Ne konuşuldu bilmiyoruz. Kuşkusuz Türkiye’nin hamlelerinde görüşmelerin yansımaları vardır. ‘Var olan tabloda çelişkili bir nokta var mı’ diye sorduğumuzda ise Doster şöyle yanıtladı: Türkiye Astana ve Soçi sürecine İran ve Rusya’yla birlikte ıslak imza koymasına rağmen Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda gerekli özeni göstermiyor. Bu çelişkili bir durum. Diğer iki ülkeye güven verilmesi mümkün olmuyor. Bunun sahaya yansımaları olacaktır. Doster ne yapılası gerektiğini şöyle özetledi: Bundan sonra en az zararla bu süreçten çıkmak istiyorsa Türkiye, hiç duygusal davranmadan meseleyi kişiselleştirmeden Suriye’deki mevcut muhatap hükümetle masaya oturmak zorunda. 911 km sınırınızın olduğu bir ülkeyle bu şekilde ilişki kuramazsınız. Bunun açıklanabilir bir tarafı yok.Afrin’deki dengeler… Prof. Dr. Hasan Ünal, Afrin’in merkezine girilmesi konusunda şöyle konuştu: Türkiye’nin ABD tarafından durdurulacağı ya da durumu geçiştireceği düşünülüyordu. PYD bu konuda yanıldı ve Türkiye bu operasyonu gerçekleştirdi. Çeşitli düşünceler bu süreçte iddia edildi ancak Zeytindalı Operasyonu ile bunun böyle olmadığı görüldü ve Türkiye operasyonu gerçekleştirdi. Bu reel-politik süreçte ABD, PYD’yi yarı yolda bıraktı. Bunu kademe kademe gerçekleştirdi ama oldu. PYD, Suriye’ye döndü, onlardan yardım istedi ancak Suriye’nin ve Rusya’nın buna izin vermemesi de denklemi bozdu. Afrin’de direnebilirdi PYD ama bunu yapmadılar ve geri çekildiler. Suriye ve bölgesel hamleler konusunda Türkiye’nin önemli yanlışlarının olduğunu söyleyen Ünal şöyle devam etti: Ahmet Davutoğlu dönemine göre daha iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. Ama eksiklikler yanlışlıkların devam ettiği alanlar da kendisini gösteriyor. Bunların başında Suriye Devleti ile ilişkilerin kurulamaması durumu var. Suriye hükümeti ile bir araya gelememek kabul edilebilir bir durum değil. Örneğin 1 yıl öncesine kadar söylemedik laf bırakmadığımız Irak Başbakanı ile bir araya gelebildik. Adamın cebine de 5 milyar dolarlık bir çek koyduk ve dedik ki ‘Irak’ın yeniden yapılandırılmasında bu parayı kullanın’ Neden şimdi Suriye ile bir araya gelemiyoruz? Bunun izahı yok. Bu durum Türkiye’nin milli çıkarlarına zarar veriyor. Bu mesele bir saplantı haline gelmiş durumda.İlla el sıkışmasınlar… Bu konuda atılması gereken adımların olduğunu belirten Ünal şunları söyledi : İlla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Esad’ın kameralar önünde el sıkışması gerekmiyor. Bunun farklı yolu, yöntemi vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye Devleti’nin alanda birlikte hareket edebilecek konuma gelmesi sağlanabilir. Bunu askerler yapabilir, yerinde bir diplomatik süreçle bu durum beslenebilir. Bu da doğrudan Suriye’yle yapılmalı. Bir de Türkiye’den üst düzey devlet görevlilerinin ‘Esad rejimi’ tarzı suçlayıcı ifadelerden kaçınması gerekiyor. Bu ilişkileri ciddi biçimde zedeliyor.***Risk faktörü…Konuya ilişkin Ahmet Kasım Han ise şu tespitlerde bulundu: Bu tabloya bakıldığı zaman Türkiye’nin başarısız olduğu söylenemez. Yani istediklerini tam anlamıyla alamasa dahi stratejik olarak çok yanlış bir noktada değil. Ancak bugünden bakılıp ileriki süreçler için kesin ifadeler kullanmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü tarafların kesin olarak ne istedikleri nasıl bir adım atma amacı içinde olduklarını bilemiyoruz. Türkiye; Rusya ve ABD arasında başarısız diyemeyeceğim bir siyaset izledi. Ancak burada bir risk var. Amerikalılar ile Ruslar Afrin de dahil olmak üzere bölgede meydana gelen boşlukları doldurmak isterlerse bir risk açığa çıkacaktır. Amerika ile Rusya arasında denge kurarak oradaki boşluklarda bir siyaset izlemek mümkün. Fakat Ruslarla Amerikalıların aynı noktada olduğu bir an gelirse ki bu da gelecektir o boşluğun dolması ciddi sıkıntılar manasına gelebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here